Gazetekars

"Arpaçayı Derin Olar"

Azerbaycan'da yaşayan Karslı hemşerimiz Ekonomist Korkut Oran,Hocalı’da yaşananları anlattı. Ayak yalın Arpaçayı’na giren Tuna Bekleviç'e "böbreklerini üşütürsün, dikkat et" dedi.

19 Ekim 2010 / 06:54

Arpaçayı Derin Olar

Hocalı’da yaşananlardan bir alıntı :

 

Elleri bir ağaca arkadan bağlanan hamile bir kadının başına dikilmiş olan iki Ermeni yazı tura atıyordu. Bu kanlı kumarı yaklaşık 100 yıl önce Anadolu toprağında Kars'ta Ağrı'da Van'da Erzurum'da da ataları oynamıştı. Onlardan duymuşlardı.

 

 Karnı burnunda zavallı bir Azeri kadının doğumu oldukça yakın görünüyordu. Çaresiz kadın bir hazan yaprağı gibi titriyordu. Elbiseleri yırtık, ayakları çıplaktı...Ermenilerin uzun boylu olanı elindeki AK-47 model Rus yapımı otomatik tüfeğinin namlusuna monte edilen seyyar kasaturayı çıkartırken, diğeri elindeki demir parayı havaya attı:

 

-Akçik, manç?..

(Kızmı, oğlan mı?)

 

-Akçik...

(Kız)

 

Bu cevap üzerine 'oğlan' diyerek bahse giren Ermeni, elindeki kasatura ile hamile kadının karnını bir hamlede yarıp çocuğu çıkarttı.Kan bürülü gözleri bebeğin kasıklarına kilitlendi.

 

-Tun şahetsar,ınger. ..

(Sen kazandın, yoldaş)

 

-Yes şahetsapayts ays bubrikı inç bes bidigişdana.. .

(Ben kazandım ama bu bebek nasıl beslenecek?)

 

-Mayrigı bedge gişdatsine.

(Annesi besleyecek elbette)

 

Bunun üzerine daha kısa boylu olan Ermeni, bir hamlede kasaturaya geçirdiği bebeği annesinin göğsüne yapıştırdı:

 

-Mayrig yerahayin zizdur.

(Çocuğa meme ver)

 

Aynı dakikalarda Hocalı'nın başka bir semtinde tek kale futbol maçı hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği yapmışlar, top arayışına girmişlerdi.Başı tıraşlı bir çocuk bulup getirdiklerinde ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı:

 

-Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek...

(Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın...)

 

Aynı anda çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü...

 

Ermeniler zafer naraları! atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.

 

Bu iki olay Hocalı'da bundan çok değil yalnızca 14 yıl önce yaşandı. Her iki olay da ermeni çetecilerin katliamlarına bizzat şahit olan görgü tanıklarının anlatımlarıdır.

 

Ne yazık ki 26 Şubat 1992 günü binlerce Azeri türlü yöntemlerle vahşice katledilmiştir. Ajanslar,katliam haberini bütün dünyaya hızla geçerken, arşı titreten ağır bir vahşet yaşanan Hocalı halkından geri kalanlar ise çaresizlik içinde kıvranıyordu.

 

Türkiye'de büyük bir dehşet uyandıran katliama ilişkin ilk görüntüler ise TRT aracılığı ile duyurulmuştu. Bütün olanları batılı gazeteciler, özellikle de New York Times belgeledi.

 

26 Şubat'ta güçlü silahlarla donatılmış Ermenistan silahlı kuvvetleri ile Hankendi'nde konuşlanmış bulunan Albay Zarvigarov komutasındaki 366'ncı Rus Motorize Alayı, Hocalı'ya saldırarak tarihin en vahşî katliamlarından birini yaptılar.

 

26 Şubat! gecesi Rus motorize alayının tanklarından açılan top ve roket saldırıları ile Hocalı Havaalanı kullanılamaz hâle getirilerek kentin dış dünya ile ilişkisi de tamamen kesildi.

 

Savunmasız kalan kente giren Rus destekli Ermeni askerleri, çocuk, yaşlı, kadın, bebek demeden birçok insanımızı vahşîce katlettiler. ermenilerin işgal ettikleri Hocalı'da dehşet verici olaylar yaşandı.

 

Canlı canlı insanların kafa derilerini yüzdüler,

 

Sağ olarak ele geçirdiklerini ise sistematik bir işkenceye ve tıbbî deneylere tâbi tutarak, insanlık dışı muamelelere maruz bıraktılar.

 

Hızar ve testereler ile diri diri insanların kol ve bacaklarını kestiler.

 

Genç kızların önce saçlarını,sonra da kafa derilerini yüzdüler.

 

Babanın gözü önünde evladını, evladın gözü önünde babayı kurşunlara dizdiler.

 

Kesik kafaları sepetlere doldurdular.

 

Peki neydi bu düşmanlık?

 

Ermenistan'daki okul duvarlarında asılan haritalarda Türkiye'nin 12 ili yer almaktayken, Ermenistan'ın bayrağında Türkiye hudutları içindeki Ağrı Dağı'nın resmi varken, Ermenistan Millî Marşı'nda'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün,öldürün' denmekteyken, başkaca bir neden aramaya zaten gerek yok sanırım.

 

Dağlık Karabağ Bölgesi'nde bulunan Hocalı'ya, eski Sovyet İttifakı Silahlı kuvvetleri'ne ait 366.Alay'ın desteği ile Ermeni Sılahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırılar sonucu 613 Azerbaycan Türk'ünün hayatını kaybettiği resmî olarak açıklandı. Ancak kayıp sayısının bu rakamların çok çok üstünde olduğu bilinmektedir.

 

56 hamile kadın karnı yarılmış durumda bulunmuştur.

 

Bu alçak saldırıda 487 kişi ağır yaralanırken, 1275 kişi ise rehin alınmış,geri kalan nüfus da bin bir zorlukla canını kurtarmış ancak bu olayın tahribatından ruhları ve hafızaları asla bir daha kurtulamamıştır.

 

Şahitlerin anlattıklarını dinleyenler önce kulaklarına inanamadı.!

 

Fakat katliam sonrası Hocalı'ya girdiklerinde ise, görgü tanıklarının abartmadığını kısa sürede anladılar. Hocalı'da katliam bölgesini gezen Fransız gazeteci Jean-Yves Junet'nin gördükleri karşısında söyledikleri, katliamın boyutunu da anlatıyordu:

 

'Pek çok savaş hikâyesi dinledim. Faşistlerin zulmünü işittim,ama Hocalı'daki gibi bir vahşete umarım kimse tanık olmaz' Peki 26 Şubat 1992 günü yaşanan bu katliamın emrini kim vermişti; Ermenistan Devlet Başkanı sıfatını taşıyan Robert Koçaryan denilen kirli katilden başkası değildi. Yaptığı terör faaliyetlerinin oranı nispetinde terfi eden Taşnaksutyun örgütü liderlerinden Robert Koçaryan, 20 Mart 1996'da Ermenistan Başbakanı oldu.

 

Karabağ'da barış istediği için aşırı milliyetçilerin tepkisine daha fazla direnemeyen Levon Ter Petrosyan istifa edince de 30 Mart 1998 yılında ondan boşalan Devlet Başkanlığı koltuğuna,'Hocalı Katlia! mı' baş sorumlusu olan azılı terörist Robert Koçaryan oturdu.

 

Ermeniler Türk hamile kadınlarına tecavüz edip karnını hamile olduğu halde taş ile doldurup öldürmüşler ve küçük Türk kızlarına tecavüz edip öldürmüşlerdi.

 

 

Azerbaycan’ın işgal edilmiş topraklarında 17 yıl önce meydana gelen kanlı katliamın tanıklarının anlattıklarını paylaşma gereği hissettim.

 

Peki neden?

 

Son günlerde hem Kars’ımızın hem de ülkemizin gündemine girmeye çalışan bir parti genel başkanı Kars’a kadar gelip, bilimsellikten ve tarihi olgulardan yoksun, tamamen emperyal güçlerin güdümüyle söylettirilen açıklamalarda bulunmuştur

 

Ne demişti sayın (?) genel başkan?

 

Türkiye ile Ermenistan arasında 2009 yılında imzalanan protokollerden sonra sınırların halen açılmış olmamasını manidar bulmuş ve Kars’ın Ermenistan kapıları açıldıktan sonra ekonomik olarak gelişeceğini söylemiştir. Peki hangi bilimsel temellere dayandırmıştır bu açıklamasını?

 

Gelin gerçek ve bilimsel verilerin ışığında bir beyin jimnastiği yapalım,

 

Bir tarafta,

 

1- Türkiye ile yapılmış olan sınır anlaşmalarını halen tanımayan,

2-Asılsız soykırım iddialarıyla uluslararası arenada Türkiye’yi soykırım suçlusu olarak Kabul ettirmek için çalışmakta  olan ve bunun esasında hem tazminat hem de toprak talep etmekte olan,

3-Ekonomik olarak zor durumda olan ve diasporadan gelen yaklaşık yıllık 5 milyar dolara bağımlı olarak yaşayan,

4-Sanayi ve tarım alanında hiçbir üretim sahası olmayan

5- Genç nüfusu hızlı bir şekilde yurt dışınna göç eden,.

6-İşgal ettiği topraklarda barındıracak nüfusu bile olmayan,

7-Sınırlarını rus ordusuna teslim etmiş

Bir Ermenistan bulunmaktadır.

 

Diğer tarafta;

 

1-Bağamsızlığını ilk olarak Türkiye’nin tanıdığı kardeş ülke Azerbaycan.

2-Ulu önder Atatürk’ün SEVİNCİ SEVİNCİMİZ KEDERİ KEDERİMİZDİR dediği Azerbaycan.

3-1990-1996 yılları arasında binlerce insanı katledilmiş,yüzbinlercesi sürgün edilmiş,toprakları işgal olunmuş Azerbaycan

4-Dilimizin dinimizin kökümüzün medeniyetimizin ortak olduğu Azerbaycan

5-2001 de yıllık bütçesi 1,5 milyar manat(1 dolar=0.8 manat),2008de yıllık bütçesi 10,5 milyar manat,2009da yıllık bütçesi 14 milyar manat olan Azerbaycan

6-Petrol,doğalgaz zengini olan Azerbaycan

7-Yaklaşık 25000 Türk şirketinin faaliyet gösterdiği binlerce yurttaşımızın çalıştığı  Azerbaycan.

8-Dünyada en hızlı büyüyen ekonomilerden bir tanesi olan Azerbaycan.

9-Turizm cenneti Azerbaycan.

10-Dünyada bulunan 11 iklim kuşağından 9unun bünyesinde barındıran Azerbaycan.

11-Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı ile enerji köprüsü olmamıza sebep olan Azerbaycan

12-Bakü-Tiflis-Kars demiryolu projesi ile Karsımız ekonomisine hayat verecek olan Azerbaycan.

 

Yukarıda madde madde detaylandırdığımız bilgiler tamamen objektif bilgilerdir. Bu bilgileri isiter duygusal ister realist olarak değerlendirelim değişen birşey olmayacaktır. Sonuç aslında çok nettir.

 

Maalesef bir takım çevreler bazı maşalar kullanarak sanki ermenistan kapısı açılınca herşeyin bir anda değişeceğini, Kars ekonomisinin canlanacağını insanlarımızın bilinç altına yerleştirmeye çalışmaktadır.

 

Ama bu çevrelerin unuttuğu bir şey var.

 

Bizim yöremizin insanı dostuna dost,düşmanına da düşmandır. Sadece ekonomik gelişme olacak diye kardeş ülke Azerbaycan’da katledilen kardeşlerimizi,bir asır once Kars’ın Ardahan’ın Iğdır’ın merkezinde ve köylerinde atalarımız katleden ve şimdi uydurma soykırım yalanıyla dünyayı kandırmaya çalışan,her yıl çoluk çocuk soykırım günü diye ilan ettikleri günde intikam yeminleri eden, Ermenistan Millî Marşı'nda'Topraklarımız işgal altında, bu toprakları azat etmek için ölün, öldürün' diyen ve ayrıca kardeş Azerbaycan toprağını 20 yıldır işgal altında tutan ermenistan ile sınır kapılarının açılmasına razı olmayacaktır.

 

Merhum lider Haydar ALİYEV’in de dediği gibi biz BİR MİLLET İKİ DEVLETİZ!

 

Netice itibarıyla zahmet edip Karsımıza gelen sayın genel başkana ziyaretleri için teşekkür etmiyoruz. Türkiye’de gündeme gelebilmek için ayak yalın Arpaçayı’na giren genel başkan ancak böbreklerini üşütür. Onun kirli fikirlerini de Arpaçayı temizler.

Çünkü;

 

ARPAÇAYI DERİN OLAR

AKAN SULAR SERİN OLAR…

Facebook'la Yorumla
Yorum Yap
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER