Gazetekars

Gençlik İçin Ne Yaptık?

Gazeteci-Yazar Murat Taşdemirci, “Gençlik için ne yaptık?” başlıklı yazısında, “Sağlam Bir Gençlik Modeli” çizmek için, sadece bugün değil, yüzlerce gün düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

25 Mayıs 2010 / 07:51

Gençlik İçin Ne Yaptık?

Taşdemirci, yazısında şu ifadelere yer verdi:

 

19 Mayıs 1919 Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı tüm Türk Milleti olarak coşkuyla kutladık. Tüm yurtta, ağırlıklı olarak kırmızı beyaza bürünmüş stadyum görüntüleri milli duygularımızı kabartırken, gençlerimizin, rengârenk kıyafetlerle sergiledikleri gösterilerle gözlerimizi bayram ettirdik.

 

Güzel bir bayram, coşkulu bir bayram havası eserken tüm yurtta, ilimizde de hava şartları dolayısıyla ertelenmiş bir bayram coşkusunu 3 gün rötarlı yaşadık. En yoğun ders dönemine rastlayan bayram nedeniyle, çalınmış ders zamanlarından hazırlanmış 19 Mayıs hareketlerini izlerken, bu gün ki yazıma koyacağım başlık geçti aklımdan:“BU GÜN GENÇLİK İÇİN NE YAPTIK?”

 

Atatürk’ü anmakla özdeşleşmiş bu bayram imajının; Gençlik ve Spor olarak dile getirilmesinin asıl amacı olan SAĞLAM BİR GENÇLİK modeli çizmek için, sadece bu gün değil, yüzlerce gün düşünmek gerektiğini hissedenlerden olmak gerek. Ayrıca düşünmekle de kalmayıp bu düşünceleri icraata geçirerek, geleceği sağlam temellere oturtmak şeklinde yorumlandığı müddetçe anlamlı olacağını düşünenlerden olmak gerek. İşte bu nedenle pırıl pırıl gençliği güzel bir bayram gününde izlerken, aklımdan geldi geçti bu anlamı derinlerde cümle: BU GÜN GENÇLİK İÇİN NE YAPTIK?..

 

Konu başlığı gençlik olunca ve günümüz gençliğinin iç karartıcı durumunu da göz önüne alınca, yazılabilecekler de çok geniş ve bir o kadar da üzücü olabiliyor. Çünkü geçmişten bu güne geldiğimiz süreçte yaşadıklarımızla yaşattıklarımız arasında ki en keskin virajlar, bizleri hep dönüşü olmayan yollara sürükledi. U dönüşü yapan olmadığı için peşi sıra gidenlerde dönmedi, dönemedi.

 

Bugüne kadar, sevgilerin anayurdunu emanet almış insanlar hep bir öncekini arattığı içindir ki; sokaklara dökülmüş, hak- hukuk arayanın suçlu sayıldığı, hak- hukuk yiyenin ise baş köşelerde yer aldığı kareler, bu gün ki Türkiye’nin en acı demokrasi resmi olmuş durumda. Bereketini yitirmiş topraklarla artık kendi insanını doyuramaz duruma gelmiş bir ülkeyi bekleyen yarınları nasıl, ne yüzle uzatacağız gençliğe?

 

Geleceği gün be gün karartan politika ve politikacılarla kaybettiğimiz umutlar yarınlarındı oysa. Önce düne, sonra bu güne derken, yarınlara da uzanan eller namahrem nefislerin aç gözlülüğüyle uzanırken, onurlu bir karşı duruş, güçlü bir vatanseverlik, bölünmez bir bütünlük sergilenebilseydi; gençliği bekleyen yarınlar bize kaygı değil sadece heyecan verebilirdi.

 

Bugün en değerli emanetlerimizi bile kaybetmeye gönüllü duruşlar içindir ki sağlam yere basan, dimdik duran bir gençlik profilinden hızla uzaklaşmaktayız. Çıkar ilişkilerinin semeresi olan çirkinlikler; insanlığı kaybettiğimiz yerde başlayıp, sevgiyi kaybettiğimiz yerde çoğalarak güçlenmekteyken kirlettiğimiz yarınlar için bir özür yeter mi?

 

Bu gün gençliğin bayramını kutlamış olabiliriz. Bu gün için derslerden çalınmış zamanlarla hazırlanmış bir iki gösteri ile onları onlara sergiletebiliriz ama bu gün onlar adına gerçek anlamda uzatabileceğimiz bir güzellik yapmadık. Eğitimde fırsat eşitliğinden tutun işsize iş, aşsıza aş aranan bir ülkede umutsuza umut dağıtamadık.

 

Bugün Ulu Önder Atatürk’ü anmış olabiliriz. Ama onu gerçekten anladık mı düşünmek gerek. Bu gün onu çelenklerle hatırlamış olabiliriz. Ama onun emanet ettiği gençliğe sahip çıkabildik mi sormak gerek.

 

Bugün, her şeyden mahrum bir gençlikle bayram kutladık. Bu gün, Atamızı andık ama bıraktığı mirasın milli ve manevi değerinin kutsallığını anlamadık. Bu gün, yarının küçüklerini yarınlara hazırlarken, içlerinde ki çocuk masumiyetinden mahrum bıraktık. Bu gün, ihmalkarlıkları kader sayana arka çıktık. Umutlarıyla beraber göçük altında tükenen her nefesle yarınlarımızı da tüketenlere omuz verdik.

 

Her giden bizimdi oysa. Her kayıp umutlarımızdan kırıntılar taşıdı. Dokunulmazlık zırhıyla her suça parmak basanların kükrediği bir ülkede asıl değerlerimizi korunamadı. Suçların nara attığı sokaklarda hak hukuk köşe bucak saklandı. Bölünmez bütünlüğümüzün simgesi kutsal topraklarımız parsel parsel bölünürken vatan sevdasına şehit düşen gençlerimiz sessizce gömüldü.

 

Evet, bugün geçliğin bayramını kutladık. Törenlerle, halaylarla omuz omuza eğlendik.

 

Verebildiklerimizle sınırlı alabileceklerimiz için fazla bir beklentiye girmeye artık gerek var mı bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki; BU GÜN GENÇLİK İÇİN HİÇ BİR ŞEY YAPMADIK!..

Facebook'la Yorumla
İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER