Gazetekars

Kars, Ardahan ve Iğdır’da Dünden Bugüne Kadın

Dr. Aysel GÜVEN 

27 Temmuz 2018 Cuma 16:41

Kars, Ardahan ve Iğdır’da Dünden Bugüne Kadın

Tarih boyunca birçok devletin egemen olduğu önemli bir coğrafyada yer alan Kars ilinde, Kurtuluş savaşı sonrasında çok büyük boyutta imar, eğitim, kültür ve sosyal yaşamda eksiklikler yaşandı. Cumhuriyetin ilanında sonra Kars’ta yaşama dair her konuda ciddi tedbirler alındı. Kars’ta farklı nitelikte okulların açılması, gençlerin ve kadınların eğitimli bireyler olarak hayata atılmaları sağlanırken, okuma yazma bilmeyen halka (özellikle kadınlara) açılan kurslar yetişkinlere okur-yazar niteliği kazandırıldı. Yapılan çalışmalar, sadece okullardaki eğitimi kapsamayıp aynı zamanda geniş çapta bir halk eğitimi halini almıştı. Bu çalışmalarda dönemin şartlarına göre Kars’ı diğer illere nazaran sanatsal faaliyetlerin yoğun yaşandığı bir şehir haline getirdiğini görüyoruz. Verilen konferanslar, açılan kurslara, düzenlenen gecelerle (balolar) kadınlı erkekli katılımlarla bilinçli bir halk tabakası oluşturulması hedeflendi. Kars halkının özverili çalışmalara ve kültürel çalışmalara önem vermesi, Kars’ın büyük şehirleri andıran kültürel bir yapıya kavuşmasını sağladı. Çevre illere kıyaslandığında sinema, tiyatro, kıyafet baloları gibi birçok sosyal faaliyetle çok erken tanıştı. Açılan eğitim kurumları ile yükselen eğitim seviyesi ve halkın kültürel faaliyetlere ilgi göstermesi, şehrin modern bir kimlik kazanmasına sebep oldu.

1913 te Türk ocağı binasında oynanan ve Halide Adıvar tarafından kaleme alınan Yeni Turan adlı eserin sahneye alınması ile o dönemde kadını sadece çocuk doğurmakla görevli olmadığı toplumda daha aktif olma mesajları verildi. Bu yıllarda Türk kadınını sosyal hayatın merkezine çekme noktasında önemli çalışmalar yapıldı. Halbuki aynı yıllarda İstanbul da İstanbul merkez komutanlığı, kalabalık yerlerde kadınların ‘’adab-ı İslamiye ve terbiy-i milliye ile gayr-i mütenasip kıyafetlerle’’ gezmeleri yasaklanmıştır. Kars’ta I.Dünya savaşı başlayıncaya kadar Perşembe günleri kadınlara açık konserler verilirdi. Bu sosyal, kültürel ve bilimsel etkinliklerin yaygınlaştırılmasında Kars Türk Ocakları, Kars Halkevlerinin büyük önemi var. Kars’ta 1932 kurulan 14 Halkevi’nin açılması kadın çalışmalarına büyük bir ivme kazandırmıştır. Halkevleri dil, sanat, spor, gazete, tiyatro, eğitim öğretim konularını içeren geniş bir yelpazede faaliyet göstermiştir. Köylerde de işlev sürdüren Halkevleri 1945 yılına gelindiğinde 99 halkodasını da açmıştır. 1942 Halkevi kürsüsünde ilk kez bir kadın hatip(Emel GÜRLER) konuşma yapmıştır.

Tamamen kişisel özverilerle sanatsal çalışmalar yapan ve Kars’ta Artist Settar olarak bilinen Settar Güldür ve kızı Gülçehre ASKERAN da kadın kimliğiyle önemli faaliyetlere imza atarak, şehrin kültürel dokusunun oluşmasında önemli katkı sağladı. Gerek kadın sorunlarıyla ilgilenmesi, gerekse de ülkedeki inkılâplaşma sürecine uygun olarak, kadının toplumdaki öneminin artması yönüyle başarılı çalışmalar yaparak, şehrin tarihinde iz bırakan kişilerden biri olmuştur.

Cumhuriyet’in ilanı sonrası toplumdaki eksikliklerin giderilmesi noktasında diğer illere nazarla Kars, toplumda kadını ve erkeği bir arada tutan önemli çalışmalar yapmıştır. Amatör olmakla birlikte, yetenekli ve sanata gönül veren kişilerin çabalarıyla başlayan tiyatro faaliyetlerinde kadılar rol aldı. Muhaceret yıllarında Revan ve Gümrü’den göçen Türklerden; üç kadın olmak üzere 18 kişiden oluşan bir gurup, ‘’Kars Türk Ocağı temsil Kolu’’ ‘’tar’’ ve ‘’def’’ gibi enstrümanlarla müzik ve tiyatro çalışmaları yaptıklarını görmekteyiz. 1922’den itibaren bu sanatçılar ‘’Leyle ile Mecnun’’, ‘’Kerem ile Aslı’’ ve ‘’Şahsenem’’ gibi operaları sahnelediler.

Kars’ın sosyal yapısıyla oyunların arasında büyük ilişki vardır. Düğünlerde kardeş, akraba, dost, yakın çevre kızları ve erkekleri el ele tutarak bar oyunu oynarlar. Ayrıca Kars’taki köy düğünlerinde de kadın ve erkeğin aynı düğün yerinde beraber Terekeme, ceylan, askeran, nazlıbahar vb. gibi oyunlar oynadıkları bilinmektedir. Kars yöresinde anılan etkenlerin yanında, geleneksel kadın giyiminin belirleyici özellikleri arasındadır. Yaşmak biçiminde başa örtülen tülbendin “leçek” denen türü ve “vala” yöredeki en yaygın başörtüleri arasındadır. İlin güney kesimlerinde leçek yerine renkli ipekten “kalağı” denen bir örtü kullanılır. Kalağı, fes ya da dar kasnak üstüne örtülür. Evli kadınlarsa altın-gümüş paralar ya da boncuklarla süslenmiş taç biçiminde kasnaklar üstüne “puşi” bağlarlar. Buna “dinge” denir. Bunu dünyada en iyi folklorik bebek seçilen Damal Bebeği’nde görmek mümkün. Yerli Türkmen’lerde tülbent tepeye bir “sancak”la (iğne ya da çengelli iğne ile) tutturulur. Burada da diğer Anadolu illerine göre daha modern bir giyim tarzı gözlenir.

Geçmişte ve günümüzde Kars ve yöresinde her türlü sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetler halk tarafından memnuniyetle karşılanıyordu. Dönemin Belediye reisleri şehir halkının sanata verdiği önemin bir göstergesi için oyuncular için verdikleri özel davetlerdir. Burada erkekler eşleriyle en güzel giysiler içinde kokteyl tarzında sohbetli davetlerde bir arada boy gösterirdi. Kars ili kadını ve erkeği ile birlikte çeşitli temsillerin, baloların, müsamerelerin yapıldığı bir döneme tanıklık eden şehirlerin başında gelir. Bu faaliyetler sadece Kars’ın merkezinde değil, ilçelerde de yapılmaktaydı.

Ancak daha sonraki yıllarda dönemin siyasi çekişmeleri ve buna bağlı olarak ortaya çıkan güven eksikliği, toplumda bölünmelere ve ekonomik alanlarda iş alanı yetersizliğine sebep oldu. Bu durum göçlere ve sosyal hayatta belirgin gerilemeye neden olmuştur. Günümüzde de çok sayıda Kas’lı, ülkenin farklı şehirlerinde veya yurt dışında yaşamlarına devam etmektedirler.

Bütün bunlara rağmen baharla birlikte uyanan kır çiçeklerini çeşitliliğini başka bir yerde görmenin mümkün olmadığını Kars, Ardahan ve Iğdır bölgelerini gören her kes bilir.

Tarihin derinliklerinden bu yana, acılarla yanıp, yakınmalarla bilenmiş ve sınanmış bu toplumun onurlu ve başı dik kadınları, ancak kendi karşıt cinslerinin (erkeklerin) eşit mesafede yaklaşımlarıyla kucaklayıcı ve inandırıcı kayıt ve koşullarda laik ve demokratik bir Türkiye için kendisine düşen misyonun yerine getirmiş olacaktır. Kars’ın geçmiş ve bugününe baktığımızda kadın haklarındaki kazanımların, demokratikleşme sürecini hızlandırdığını, üretken ve yaratıcı güçleriyle kamusal alana, üretime, yönetime ve yaşamın tüm alanlarına katılma olanağına kavuştuğunu kadınların toplumsal gelişme ve çağdaşlaşma çabalarında etkin rol üstlendikleri görülmektedir. Bu bağlamda Kars, Ardahan ve Iğdır halkının diğer Anadolu şehirlerinden bir adım ilerde olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu bölgenin insanları hep çağdaş uygarlıkları üzerinde barındırmış, medeniyet, kültür ve sanat ile iç içe yaşamış bir topluma zemin oluşturmuştur. Kars insanı kadının ve erkeğin ayrımının yapılmadığı bir uygarlıklar ve Cumhuriyet şehri olarak görüyorum ve bu çetin yolda kadının toplumda, sanata, siyasette ve iş hayatında istenilen yere en kısa zamanda ulaşacağına inanıyorum.

Facebook'la Yorumla
İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER