Yapay Zekâ Şantiyeye Girdi, Mevzuat Nerede Kaldı?
Birkaç yıl önce sunum slaytlarında yer alan uygulamalar artık sahada.
30 Eylül 2026 Çarşamba 11:28

Kamera görüntüsünden baret ve yelek kontrolü yapan sistemler, forklift ile yaya arasındaki mesafeyi ölçen sensörler, çalışanın nabzını ve hareketsizliğini izleyen giyilebilir cihazlar kullanılıyor.
Sahada bu sistemlerle ilk karşılaşan kişi çoğu zaman iş güvenliği uzmanı oluyor ve elinde onu değerlendirecek bir çerçeve bulunmuyor.
Teknoloji hızlı ilerliyor ama düzenleme aynı hızda gelmiyor. 6331 sayılı Kanun 2012 tarihli ve içinde yapay zekâya ilişkin özel bir hüküm yok. Bu boşluk, işletmeleri kendi kurallarını kurmak zorunda bırakıyor.
Sahada Ne Kullanılıyor?
Uygulamaların büyük bölümü üç başlıkta toplanıyor. Birincisi görüntü işleme: mevcut güvenlik kameralarına eklenen yazılım, kişisel koruyucu donanım kullanımını ve yasak bölge ihlallerini tespit ediyor.
İkincisi yakınlık sensörleri. Ağır iş makinesi ile yaya arasındaki mesafe belirli bir eşiğin altına düştüğünde operatöre ve çalışana uyarı gidiyor. Özellikle depo ve liman operasyonlarında hızla yaygınlaşıyor.
Bu sistemlerin ortak avantajı sürekli çalışması. İnsan gözü yorulur, dikkat dağılır; sensör aynı eşiği her seferinde aynı şekilde uygular. Dezavantajı ise bağlamı okuyamaması: teknik olarak ihlal görünen bir durum, sahada tamamen güvenli olabiliyor.
Üçüncüsü giyilebilir cihazlar. Nabız, vücut sıcaklığı, hareketsizlik ve düşme algılama gibi veriler toplanıyor. Sıcak ortamda çalışanlarda ısı stresini erken yakalamak açısından değerli ama beraberinde ciddi bir veri sorusu getiriyor. Dördüncü bir başlık da yavaş yavaş sahaya giriyor. Kaza ve ramak kala kayıtlarını analiz eden yazılımlar. Yıllara yayılmış kayıtlardan tekrar eden kalıpları çıkarmak, insan gözüyle zor olan bir iş. Ancak buradaki koşul da net: veri kalitesi düşükse analiz de yanıltıcı oluyor. Ramak kala bildiriminin hiç yapılmadığı bir işletmede, yazılımın çıkaracağı sonuç da gerçeği yansıtmıyor.
Verinin Kendisi Bir Risk
Nabız ve vücut sıcaklığı sağlık verisi sayılıyor. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bu tür verileri özel nitelikli veri olarak tanımlıyor ve işlenmesini sıkı şartlara bağlıyor.
İş ilişkisinde açık rızanın geçerliliği ise ayrı bir tartışma konusu. Çalışan ile işveren arasındaki bağımlılık ilişkisi nedeniyle rızanın özgür iradeye dayanıp dayanmadığı sorgulanıyor. Bu nedenle uygulamayı yalnızca rızaya dayandırmak riskli.
Sistemi kurarken hangi verinin gerçekten gerekli olduğunu sorgulamak gerekiyor. Düşme algılama için nabız verisi şart değil. Veri minimizasyonu ilkesini uygulamada gözeten bir iş güvenliği uzmanı, hem hukuki riski hem çalışan direncini azaltıyor. Verinin ne kadar süre saklanacağı da baştan belirlenmeli.
Denetim mi, Gözetim mi?
Teknolojinin sahada karşılaştığı en büyük engel teknik değil, güven. Çalışan sistemi kendisini koruyan bir araç olarak değil, kendisini izleyen bir göz olarak algıladığında direnç başlıyor.
Kameranın hangi amaçla kullanıldığı baştan şeffaf biçimde anlatılmadığında, sistem ilk aylarda çalışıyor sonra etkisini kaybediyor. Çalışanlar kör noktaları buluyor, cihazı çıkarıyor ya da uyarıyı kapatıyor.
Bir de şu var: ihlal tespiti disiplin cezasına dönüştüğünde sistem tamamen amacından sapıyor. Ceza aracı haline gelen bir uygulama, ramak kala bildirimlerini de kurutuyor.
Sistemin kabul görmesi için üç şey gerekiyor: amacın açıkça anlatılması, verinin kimle paylaşılacağının netleştirilmesi ve sonuçların çalışanla da paylaşılması. Uygulamanın çerçevesini doğru kuran iş güvenliği uzmanı, verinin ceza değil önlem üretmesini sağlıyor.
Mevzuat Nerede Duruyor?
Mevcut düzenleme teknolojiyi yasaklamıyor ama açıkça düzenlemiyor de. İşverenin genel yükümlülüğü değişmiyor: riskleri değerlendirmek, önlem almak, çalışanı bilgilendirmek ve eğitmek.
Yapay zekâ destekli bir sistem kurulduğunda bu sistemin kendisi de risk değerlendirmesine giriyor. Yanlış alarm oranı, sistemin devre dışı kaldığı durumlar ve operatörün sisteme aşırı güvenmesi ayrı birer risk başlığı.
Otomasyon körlüğü denilen durum da burada devreye giriyor. Sistem uzun süre doğru çalıştığında insan kontrolü gevşiyor; sistem hata verdiğinde ise kimse fark etmiyor. Bu yüzden teknoloji, insan denetimini ortadan kaldıran değil destekleyen bir katman olarak kurgulanmalı.
Tedarikçi seçiminde sorulması gereken sorular da burada netleşiyor. Sistem hangi koşullarda yanlış alarm üretiyor, kör noktaları neler, verinin nerede tutulduğu ve kimin eriştiği belgelenmiş mi? Bu soruların cevabı sözleşmeye girmediğinde sorumluluk boşlukta kalıyor.
Uzmanın Rolü Nasıl Değişiyor?
Klasik model saha gezip tespit yazmaya dayanıyordu. Sensörlü bir işletmede ise veri zaten akıyor; asıl beceri, bu veriden anlamlı bir önlem çıkarabilmek.
Hangi uyarının gerçek risk, hangisinin gürültü olduğunu ayırmak yeni bir uzmanlık alanı. Haftada beş yüz uyarı üreten bir sistem, hiç uyarı üretmeyen sistem kadar işe yaramıyor. Uyarı yoğunluğu arttıkça ekip bakmayı bırakıyor; bu da sistemin sessizce devre dışı kalması anlamına geliyor.
Veriyi okuyup önceliklendiren, eşik değerleri sahaya göre ayarlayan ve sonucu yönetime anlaşılır biçimde aktaran iş güvenliği uzmanı bu dönüşümde en kritik halka. Teknoloji tespit ediyor; kararı hâlâ insan veriyor. Eğitim tarafında da yeni bir ihtiyaç doğuyor. Sistemi kullanacak ekibin uyarıyı nasıl okuyacağını ve hangi durumda müdahale edeceğini bilmesi gerekiyor. Cihazı kurup eğitimi atlamak, sahada en sık yapılan hata olarak öne çıkıyor.
Maliyet tarafı da göründüğü kadar basit değil. Donanım bedeli bir kez ödeniyor ama yazılım aboneliği, bakım ve veri saklama kalemleri her yıl tekrarlıyor. Yatırım kararını bu bütünle değerlendiren bir iş güvenliği uzmanı, yönetime gerçekçi bir tablo sunabiliyor. Beş yıllık toplam maliyet hesaplanmadan alınan kararlar, ikinci yılda askıya alınan projelere dönüşüyor.
Küçük işletmeler için ise durum farklı. On kişilik bir atölyede sensör sistemi kurmak yerine temel önlemleri tamamlamak çok daha yüksek getiri sağlıyor.
Teknoloji, eksik olan temeli tamamlayan bir araç değil; kurulmuş bir sistemin üzerine eklenen katman. Bu önceliklendirmeyi yönetime anlatmak da işletmedeki iş güvenliği uzmanı için kritik bir görev.
Sıkça Sorulan Sorular
Kamerayla KKD denetimi yapmak yasal mı?
Yasak değil, ancak kişisel veri mevzuatına uygun kurgulanması gerekiyor. Aydınlatma yükümlülüğü, amaçla sınırlılık ve veri minimizasyonu ilkeleri geçerli.
Giyilebilir cihaz verileri sağlık verisi mi?
Nabız, vücut sıcaklığı gibi veriler özel nitelikli kişisel veri kapsamında değerlendiriliyor ve daha sıkı korumaya tabi.
Yapay zekâ risk değerlendirmesinin yerini alır mı?
Almıyor. Risk değerlendirmesi mevzuatta tanımlı bir süreç ve görevlendirilmiş iş güvenliği uzmanı ile işyeri hekiminin katılımıyla yürütülüyor. Teknoloji bu sürece veri sağlayan bir araç.
Sistem hata verirse sorumluluk kimde?
İşverenin genel yükümlülüğü devam ediyor. Teknolojik bir aracın devre dışı kalması, alınması gereken tedbirin alınmamış olmasını mazur göstermiyor.
https://umutelbir.com/is-guvenligi-uzmani-kimdir/ hakkında bilgi almak için hemen sitemizi ziyaret et.





