Gazetekars

20 Ocak,  Azerbaycan’da 20 Yanvar ya da Kara Ocak dediğimiz günüdür

Oktay AKTAŞ

19 Ocak 2019 Cumartesi 16:34

20 Ocak,  Azerbaycan’da 20 Yanvar ya da Kara Ocak dediğimiz günüdür

20 Ocak,  Azerbaycan’nın Başkenti Bakü’de planlı bir şekilde işlenen ve tarihe kanlı katliam olarak  geçen katliamın yıldönümüdür. Bağımsızlığını yeniden kazanmak için sovyet askerlerinin Azerbaycan’dan çıkarılması amacıyla mücadele eden Azerbaycan halkına karşı  Sovyet Rusya’nın  Azerbaycan Türklerini korkutmak için katliam yaptıkları gündür. Meydana gelen kanlı olaylar “Karanfilin ağladığı gün” ya da “Karanfilin ağladığı gece” olarak da anılmaktadır. İnsanlar, yanlarında herhangi bir silah olmadan, sırf vatanlarının bağımsızlık mücadelesi için, özgürlük adına Sovyet Rusya’nın tanklarına karşı durmuştur. Sovyet Rusya ordusu tarafından Azerbaycanlılara gözdağı vermek için  masum sivilleri  kadın, erkek, genç, yaşlı  farkı gözetmeksizin acımasızca katliam yaptığı gündür. Bakü’de girişilen bu korkunç saldırıda resmi açıklamalara göre 133 kişi şehit olmuş, 611 kişi yaralanmış, 841 kişi gözaltına alınmış ve 145 kişi kaybolmuştur.

20 Ocak 1990 günü, Azerbaycan tarihi için çok önemlidir. Tanklara karşı Azerbaycan Türkleri’nin bu mücadelesi  bağımsızlıklarını tekrar kazanma mücadelesidir. 1988’te başlayan ve günümüze kadar hala devam eden Dağlık Karabağ bölgesinde Ermenilerin Azerbaycan Türklerine karşı saldırılarılarına karşı  sessiz kalan bir Sovyetler Birliği yönetimi ve polit büro yöneticileri de vardı. O dönem Azerbaycan komünist partisi yönetim kademelerindekilerinde hiç  sesini çıkaramadığını görüyoruz. Buna karşılık olarak Ermenistan üst düzey yöneticilerinin bu olaylarda rol aldığını görmekteyiz. Dağlık Karabağın Ermenilere ait olduğunu iddia etmişler ve Sovyet yönetimi de bunun için Ermenilerin bu  görüşlerine destek vermişlerdir. Azerbaycan Türk’üne her türlü  baskıyı kullanmaktan çekinmemişlerdir. Ermenilerin bu sınır tanımaz istekleri ile giriştikleri katliamlar artmış; Azerbaycan’daki Komünist Partisi lideri Abdurrahman Vezirov başta olmak üzere Azerbaycan yönetiminden ne Sovyetlere ne de Ermenilere herhangi bir tepki gelmemiştir. Bu şekilde Azerbaycan Türk’ünün maruz kaldığı bu saldırı ve olaylar aynı zamanda Sovyetlerin dağılma sürecinin de de etkili  olmuştur. Mihail Gorbaçov’un  “glasnost(açıklık) ve perestroyka(yeniden yapılandırma) politikaları”  da başarılı olamamış,  Azerbaycan’da başlayan bağımsızlık hareketi ile Sovyetler Birliği içerisindeki cumhuriyetlerin bağımsızlık istekleri çok daha belirgin hale gelmesine sebep olmuştur.

O dönem Azerbaycan Türk’üne yönelik Sovyet Rusya tarafından uygulanan bir Ruslaştırma siyaseti de büyük bir tepki ile karşılanmıştır. Uzun yıllardan beri  devam eden baskının artık işe yaramadığı ve özgürlüğün haykırıldığı bir sürecin başladığı görülmektedir. Bunun en önemli göstergelerinden biri de o dönem yapılan miting ve protestolardır.  Bu protestolar sonucu Sovyetler Birliği Bakü’de olağanüstü hal ilan etti.  Sovyet Rusya yönetimi ile Azerbaycan Türk’ünün arasındaki ayrışma artık kaçınılmaz olmuştur. Azerbaycan’daki Komünist Partisi lideri Abdurrahman Vezirov’un yönetimini artık Azerbaycan halk tanımıyordu. Halk, Abdurahman Vezirov’un kuklaları ile sokakta geziyordu. Onu Ermenilerin isimlerine benzeterek “Veziryan” olarak çağırıyorlardı.

Yine bu dönemde  Azerbaycan Türk’ünün kendi bağlarına dönüşü hız kazanmıştır. Örneğin birçok kişi Rusça biten soy isimlerini Türkçe biten eklerle değiştirmiştir. Bakü’de 20 Yanvar’da herkes Sovyet Rusya ve Komünist parti kimliklerini yırtıp yere atmış ve yakmışlardır. Bu ve benzer olaylar Azerbaycan Türklerinin yeniden bağımsızlık isteğinin en net talebi olmuştur. Bağımsızlık isteğinin artık durdurulamayacağını da göstermiştir.

O dönem ülke genelinde olağanüstü hal ve sokağa çıkış yasağından dolayı halkın birçoğu yaşanan olaylardan haberdar değildi. Aynı zamanda Azerbaycan Devlet Televizyonu da bombalandığı için yaşanan katliamlardan kimsenin haberi yoktu. Yaralı ve ölmüş insanları taşıyan ambulanslara dahi ateş açılmıştır. Fakat bütün bunlara rağmen bu olaylar Azerbaycan milli iradesini ve bağımsızlık tutkusunu kıramamıştır

 Azerbaycan çok şükür ki, bu olaylardan kısa bir süre sonra 18 Ekim 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Azerbaycan’ın bağımsızlığı ile S.S.C.B dağılma sürecine girdi. 70 yıllık Sovyet dönemindeki  bütün baskılara  rağmen; kimliklerinde yazan  Türk isimlerinin silinmesine rağmen; Türklüklerini yok etmek için çeşitli oyunlar oynanmasına rağmen Azerbaycan  Türkleri Türklüklerini hiçbir zaman kaybetmediler.  Türkiye Türkleri de oradaki kardeşlerini hiçbir zaman unutmadı ve oradaki kardeşlerini hiç yalnız bırakmadı. Bu olaylardan sonra Türkiye’ de de çeşitli protestolar, mitingler yapılmıştır. O dönem Kars’ta Yeni Mahalle Işıklı Cami Ahundu(imamı) rahmetli Aziz UTAR tarafından 40 günlük yas ilan edildi. Kars’ta 20 Şubat 1990 tarihinde tertip komitesinin Rahmetli Av. Orhan AKÜZÜM, Rahmetli Ecz. Mustafa MURATOĞLU, Yem Sanayi Eski Müdürü Rahmetli Nurettin GÖKTAŞ, Av. Günay AKSAK ÇELİK ve Oktay AKTAŞ’tan oluşan  çok kalabalık bir mitingle 20 Ocak(20 Yanvar) katliamlarını protesto ettik. Mitingte sloganımız  “GÖNÜLLÜYÜZ BAKÜ’YE” idi.

20 Ocak (20 Yanvar)’da kahramanlık mücadelesi veren bütün şehitlerin ruhları şad mekanları cennet olsun. Hepsini rahmetle, minnetle ve saygıyla anıyorum.

Azerbaycan Türklerine 20 Ocak (20 Yanvar)’da uygulunanları hiçbir zaman unutmadık.

Unutmayacağız.                                              

Facebook'la Yorumla
İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER