Gazetekars

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı-Almanya İttifakı ve Enver Paşa 

Doç. Dr. Nurhan AYDIN / Kafkas Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi

05 Ocak 2020 Pazar 11:31

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı-Almanya İttifakı ve Enver Paşa 

Osmanlı Devleti’nin Almanya ile ittifak yapmasının bir takım hedefler doğrultusunda olduğu aşikardır. Şöyle ki; Osmanlı Devleti’nin öncelikli hedefi ayakta kalabilmektir. Bir başka ifade ile Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti için varlığını devam ettirebilmek için giriştiği bir savaştır. 

Almanya açısından Osmanlı Devleti’nin avantajlı yönleri de belliydi. Ortadoğu’da mutlak nüfuz sahibi olmak isteyen Almanya için Osmanlı Devleti’nin jeopolitik konumu çok önemliydi. Ayrıca savaşın geniş bir alana yayılması Almanya’nın nefes almasına yarayacaktı, cephede yükü azalacaktı. Diğer taraftan Osmanlı’nın hilafet gücünü kullandığı takdirde, Ortadoğu’da işi oldukça rahatlayacaktı. Tabii ki bütün bunlar Osmanlı Devleti’ne, büyük yük almasına karşın Almanya’ya yaklaştırmıştı. Peki Osmanlı Devleti’nin kazanımı ne olabilirdi? 

Osmanlı Devleti’nin en büyük kazanımı Almanya’nın kendisine yapacağı nakdi yardım ve silah yardımı olacaktı. Balkan Savaşı sonrası Osmanlı ordusunun silaha oldukça ihtiyacı vardı. Orduda büyük bir dönüşüm yaşanmıştı. Kısa zamanda toparlanması ve savaşa hazırlanması gerekiyordu. 

Almanlar, işgal altında Osmanlı toprağı bulunduğu müddetçe savaştan çekilmeyeceğini taahhüt etmişti. Diğer yandan kapitülasyonların kalkmasını kabul etmişti. Ayrıca Trablusgarp Savaşı sonrası elimizden çıkan adaların Osmanlı Devleti’ne bırakılması, sözünü vermişlerdi. 

Osmanlı Devleti açısından önemli bir olay da galibiyet sonrası, Müslüman ve Türk Dünyası ile gelişecek ilişkilerdi. Özellikle Azerbaycan ile yakınlaşması da petrol ikmali açısından oldukça önemliydi. 

Bir başka hususta Enver Paşa’nın Alman hayranı olduğu ve Almanların her istediğini yaptığı iddiasıdır. Bu kesinlikle yanlış ve yanlı bir bakış açısıdır. Tabii ki savaşa girdikten sonra Enver Paşa, Harbiye Nazırı olarak askeri yönetimi ele alacaktır. Harekât süresince ve Almanya ile devam eden ittifakları süresince de Osmanlılar, ulusal çıkarlarını hassasiyetle koruduklarını açıkça ortaya koymuşlardır. 

Ş. Süreyya’nın kitabında belirttiği gibi Enver Paşa’nın Alman Islah Heyeti Başkanı ve daha sonraki 5. Ordu komutanı olan Liman Von Sanders Paşa’ya gönderdiği 1915 tarihli tebliği, O’nun hiç de başı eğik olmadığını açık ve net olarak göstermektedir. 

Bu tebliğde “Askeri Heyet Reisi sıfatıyla bugüne kadar kullandığınız haklarınızdan aşağıdaki yetkilerinizi kaldırıyorum” denilmekte ve bunları beş madde halinde bildirmektedir. Yine Enver Paşa savaş sırasında Alman Başkomutanlığının, Limon Von Sanders’in, Bronsart Paşa’nın yerine Osmanlı Genel Karargahı Kurmay Başkanlığına getirilmesi isteğini reddetmiştir. Sanders’in Alman askeri heyetinin başkanı ve Türkiye’deki en yetkili Alman generali olarak hatıralarında her vesileyle Enver Paşa’dan şikayetçi olması, Enver Paşa’nın pek de Almanların güdümünde olmadığına işarettir. Yine Sanders’in Alman Başbakanına yazdığı mektupta “Enver’e karşı gereğinden çok hoşgörü” gösterilmesi ve Osmanlı’ya yardım derecesi konusundaki demeçlerinden yakınmakta ve bu durumun, Alman Askeri Kurulunun çalışmalarını etkilediğini söylemektedir.    

Enver Paşa için, İsmet Paşa’da benzer ifadeleri kullanır. 

“Enver Paşa’nın Alman Islahat Heyeti ile ilişkilerinde, Almanlara tabi olduğu söylenemez. Bilakis, Almanlar ondan daima çekinir ve onu memnun etmeye çalışırlardı. 

Alman belgeleri dahi Enver Paşa’nın çeşitli hususlarda Alman askeri yetkilileriyle çalıştığını göstermektedir. Önemli noktalara Alman subaylarını getirse de, yeri geldiğinde Almanlarla çatışacaktır. Kendi fikirlerine ve Osmanlı Devleti’nin menfaatine aykırı bulduğu kararları kesinlikle kabul etmeyecektir. Özellikle savaş sonlarına doğru Almanlarla sıklıkla çatışmaların yaşanmasına neden olacaktır. Bakü meselesi bunun en somut örneğidir. Kısacası Enver Paşa devletin menfaati olduğu noktalarda Almanlarla hep karşı karşıyadır. 

Musul’un İngiltere’nin elinde olması Alman ordusunun petrol ihtiyacını karşılayan Romanya rafinerilerinin tahrip edilmesi gibi sebepler Bakü’nün önemini de artırmıştır. Stratejik anlamda önem kazanan bu coğrafya, ilerleyen süreçte Almanya ile Osmanlı’yı karşı karşıya getirecektir. Şartları ve coğrafyayı iyi tahlil eden Enver Paşa, Almanya ile karşı karşıya gelmeyi göze alacaktır. 

Yaşanılan süreç sonrası Doğu Anadolu’da rahatlayan Osmanlı orduları Kafkaslarda stratejik noktaları hedef olarak görmüşlerdir. Enver Paşa bu tarihlerde Kuzey Afrika’da bulunan Nuri Paşa’yı bölgeye çağırır. Bu durum Almanya’yı memnun etmez. Bu memnuniyetsizlik Almanya ile Sovyet Rusya’nın yakınlaşmasını sağlar. Bu yakınlaşma üzerine Almanya Osmanlı Devleti’ne baskı yapmaya başlar. Baskı, 23 Mayıs 1918’de notaya dönüşür. Almanlar Osmanlı Ordularının ilerleyişinin durmasını ister.  

Osmanlı 9. Kafkas Tümenine bağlı birlikler ile Almanya arasında çatışma 10 Haziran 1918’de Vorontsovka’da yaşanır. Enver Paşa tarafından Nuri Paşa’ya ateş emri verilir. Nuri Paşa ve Kafkas İslam Orduları 15 Eylül 1918’de Bakü’ye girer. İlerleyiş devam eder. Nuri Paşa’nın Bakü’ye girmesi Almanlar ile Osmanlı’yı tekrar karşı karşıya getirir. Almanlar şehrin güvenliğinin ve korunmasının kendilerine bırakılmasını ister. Hatta iki taburu bölgeye göndereceklerini ifade ederler. Enver Paşa durumdan haberdar olunca Şark Orduları Grup Komutanı Halil Paşa’ya şu telgrafı çeker:  

“Bakü’ye gönderilmek istenen Alman taburu hakkında Nuri, Merkez-i Hükümetten emir ve izin almadıkça, buna onay vermeyeceğini General Von Kress’e bildirsin. Eğer bunu dinlemeyerek zorla kuvvet göndermeye kalkarsa, bu durumda demiryolu köprüsünün uçurulması ve herhalde geçmelerine engel olunması uygundur.” Bunun üzerine Halil Paşa, köprünün uçurulmasını sağlayarak, Alman taburuna engel olur. Enver Paşa, benzer bir telgrafı Nuri Paşa’ya da çeker.  

Enver Paşa tam olarak budur. Düşüncelerinin ve yaşattığı ideallerinin dışında hiçbir tahakküm altına girmemiştir.  

Enver Paşa, Bakü’ye önemli miktarda para, silah ve cephane gönderir. Bir kısım Osmanlı Subaylarının Azerbaycan vatandaşlığına geçmesini sağlar. Bölgede etkinliğin derinleştirilmesi ile yeni kurulan cumhuriyetin temellerinin sağlam olması düşüncesindedir.  

Süreç içerisinde, bir Osmanlı Müfrezesi de  Dağıstan’ı da Rus işgalinden kurtarır. Artık Bakü-Enzeli-Hemedan yolu açılmıştır. Bu yolun açılması demek, Bakü petrollerinden sonra İngiliz petrollerine de ulaşmak demektir. Ayrıca stratejik bölge hakimiyeti dışında Türk Dünyası ile temas noktası olan yerlerinde ele geçirilmesi demektir.  

Burada Sarıkamış’la ilgili bir hususa kısaca değinmek yerinde olacaktır. Sarıkamış’ta 93 Harbi’nin telafisi, Rusların durdurulması amaçlanmıştır. Ama Sarıkamış’ta güdülen asıl gaye ve hedef ikmal yolları ve Bakü petrolleridir. Bunun bir adım ötesi ise Türk Dünyası’dır. Yanlı yazılan tarih sayfaları, Sarıkamış’ı Turan’a hapseder. Gayeyi gerçeklikten çıkarıp efsanevi havaya sokar.  

Bu arada Bakü petrolleri için Almanya ve Rusya aralarında anlaşırlar. Ruslar petrolün dörtte birini Almanlara vermeyi taahhüt eder. Anlaşma yapılmıştır, ama Bakü ellerinde değildir. Gelişen olaylar üzerine Talat Paşa Berlin’e gitmiştir. 23 Eylül 1918’de Almanya ile Osmanlı Devleti arasında bir protokol imza edilir. 

Kafkasya Devletleri Almanya tarafından tanınır. Bakü petrollerinin kullanım  hakkının İttifak Devletlerine ait olduğu kabul edilir. Kırım ve Rusya Müslümanlarının milliyet hakları tanınır.  

Bu maddeler Enver Paşa’nın ne kadar büyük düşündüğünün ispatıdır. Anlaşma ne kadar bölgeyi ilgilendirirse de Türk-İslam dünyası hep zihnindedir.  

Bakü meselesi, doğru analiz edenler için Enver Paşa ve Almanlar arasındaki ilişkiyi net bir şekilde ortaya çıkaracak ve Enver Paşa’nın gerçek gayesi daha iyi anlaşılacaktır. Tarihteki kirli yanlı ve gerçek dışı bilgilerde son bulacaktır.  

Kafkas olayları göstermiştir ki Enver Paşa hiç de Alman sevk idaresinin vasıtası olmamıştır.  

Enver Paşa kendi kararlarını uygulamıştır. Almanların sözünden çıkmadığı iddia edilen Enver Paşa, doğru düşündüğüne inandığı yolda karşısında kim olursa olsun hedefinden asla vazgeçmemiştir. Almanya ile birlikte hareket içinde olması ülke çıkarları doğrultusunda yapılmıştır. 

Facebook'la Yorumla
İlk yorum yazan siz olun
Adınız Yorumunuz
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

BENZER HABERLER